Bugün sosyal medya birçok açıdan, sosyal medya kullanıcılarının fotoğraflarını, görüşlerini, yorumlarını ve hemen hemen yaşadığı her şeye dair anları paylaşabildikleri bir mecradır. Söz konusu sanal ortam artık bir sosyalleşme ağı haline gelmiş ve olumlu birçok getirisinin yanında, birçok olumsuzluğa da sebep olmaktadır. Bu olumsuzluklardan en çok etkilenen grup ise savunmasız çocuklardır. Ebeveynler, kötü niyetli olmasalar da çoğu zaman çocuklarının önemli anlarını, kişisel bilgilerini hatta mahrem bilgi, fotoğraf ve belgelerini paylaşabilmektedir. Son dönemlerde bu paylaşımlar ebeveynler açısından bir ‘paylaşım çılgınlığı’na dönüşmüş yeni doğan çocuklara dahi isim ve bilgileri ile hesaplar açılarak bu hesaplar üzerinden tüm hayatları herkese açık ortamlarda göz önüne serilen bir hal almıştır. Bu durum gerek toplumsal gerekse hukuki yönden sakıncalı sonuçlar doğurmaktadır. Başta çocuğun kişilik hakkı zedelenmekte öte yandan çocuğun mahremiyeti ve güvenliği tehdit altına alınmaktadır.
Anayasa’nın Özel Hayatın Gizliliği başlıklı 20.maddesinde; ‘‘Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.’’ ifade edilerek devamında ‘‘…Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir’’ denilmektedir.
Yine çocukların özel hayatın korunmasına dair Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 16.maddesinde de; ‘‘1.Hiçbir çocuğun özel yaşantısına, aile, konut ve iletişimine keyfi ya da haksız bir biçimde müdahale yapılamayacağı gibi, onur ve itibarına da haksız olarak saldırılamaz. 2.Çocuğun bu tür müdahale ve saldırılara karşı yasa tarafından korunmaya hakkı vardır.’’ düzenlemiştir. 2
Bu kapsamda, çocukları özel hayat gizliliği ve rızaları dışında kişisel verilerinin paylaşılması anayasal ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmıştır. Ebeveynler çocuklarının fotoğraflarını sosyal medya üzerinden paylaşırken istemeden de olsa Anayasa’nın ilgili maddesini ihlal etmektedirler.
Nitekim, bahsi geçen sosyal medya paylaşımları, hukuk sistemimize Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun kararı ile içtihat olarak yerleşmiş olan ‘‘Unutulma Hakkı’’ ihlalini de oluşturacaktır. Unutulma Hakkı ise kişisel verilerin korunması kapsamında, kişiler hakkında internet ortamında yer alan bilgi, fotoğraf gibi içeriklerin kişilik hakları ihlali anlamında olumsuz sonuçlara sebep olması sebebiyle bu içeriklerin kaldırılmasını talep edebilme hakkıdır.
Bununla beraber, sosyal medyada masumca paylaşılan fotoğraflar çocuk istismarına da sebep olabilecektir. Anayasa’nın 41.maddesinin 3.fıkrasında; ‘‘Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır’’ ifade edilerek çocuklara karşı istismar ve şiddetin önlenmesi hususu güvence altına alınmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf devlet olarak kabul ettiği Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 19.maddesi uyarınca da; ‘‘Bu Sözleşme’ye Taraf Devletler, çocuğun ana–babasının ya da onlardan yalnızca birinin, yasal vasi veya vasilerinin ya da bakımını üstlenen herhangi bir kişinin yanında iken bedensel veya zihinsel saldırı, şiddet veya suistimale, ihmal ya da ihmalkâr muameleye, ırza geçme dahil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için; yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemleri alırlar.’’ şeklinde ifade edilmiştir.
İstismar, duygusal, cinsel, fiziksel istismar veya ihmal suretiyle meydana gelebilmektedir. Ebeveynlerin en önemli sorumluluğu çocukların ruhsal ve fiziksel gelişiminde en yüksek yararının ve gözetiminin sağlanmasıdır. Bu açıdan çocuğun korunması her hukuk düzeninde özel olarak düzenlenerek koruma altına alınmıştır. Ancak ne yazık ki bilinçsizce yapılan bu paylaşımlar çocuk istismarı, çocuk pornografisi ve pedofili gibi hususlarda risk oluşturmaktadır. Bu anlamda çocuklarının fotoğraflarını ve bilgilerini düşünmeden paylaşan ebeveynler onları hiç de masum olmayan bir 3 platformun içine dahil ederek rızaları ve bilgileri kapsamında olmadığı halde çocukları bundan kaynaklanan sonuçlara maruz bırakmaktadırlar. Elbette tüm bunların sorumluluğu fotoğrafı paylaşan ebeveyne ait olmalı ve hukuka aykırı davranışın meydana getireceği sonuçların farkına varmalıdır. Bu kapsamda çocukların bundan kaynaklı tazminat haklarını ebeveynlerden talep edebilmesi gündeme gelebilecektir.
Sosyal medyadaki çocuklara ait paylaşımların doğuracağı psikolojik sonuçlar da diğer bir önemli noktadır. Pedagoji Derneği’nin 20 Nisan 2015 tarihli makalesinde; ‘‘Çocuk fotoğraflarını paylaşırken genellikle ‘Ama çocuğum bundan mutlu oluyor.’ düşüncesine sığınabiliyoruz. Çocuğun sürekli kendi fotoğrafının çekilip paylaşılmasını istemesi doğal değil. Sürekli, fotoğraflarının paylaşıldığından haberdar bir çocukta narsizm gelişebiliyor. Böyle yapıldığında çocuklar hep gündemde ve gözde kişinin kendisi olduğuna inanıyor.‘Ama çocuk bundan mutlu oluyor’ diye düşünerek çocuğa sürekli şeker veremeyeceğimiz gibi, aynı düşüncelerle onun fotoğraflarını da paylaşamayız. Kendisinden sürekli, övülerek söz edilen, her görüntüsü beğenilen bir çocuk, övülmeye değer birisi olmak yerine, daha çok beğeni alacak bir görüntüye sahip olmaya çalışıyor. Çocuklarımızın gösteriş meraklısı bireyler olmasında, ebeveynler olarak ne kadar payımızın olduğunu sorgulamamız gerekiyor.’’ konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunulmuştur. İfade etmek gerekir ki bu konu velayette önem arz etmekte ve pedagog görüşleri doğrultusunda mahkemeler anne ve babaya çocukların fotoğraflarının paylaşılma yasağı getirmektedir.
Konuyla ilgili Milli Eğitim Bakanlığı’nın da 07.03.2017 tarihinde yayınlanan genelgesiyle; ‘‘İl, ilçe, okul ve kurum yöneticileri tarafından, okul veya kurumlarında görev yapan tüm personel ile öğrenim gören öğrencilerin, kişilerle ilgili her türlü ses, yazı, görüntü ve video kayıtlarının internette veya farklı dijital ya da basılı ortamda hukuka aykırı şekilde paylaşılmasının Anayasaya, uluslararası sözleşmelere ve 1739 sayılı Kanununa aykırı olduğu; bu fiillerin Türk Ceza Kanununda suç olarak düzenlenmiş olduğu hususunda bilgilendirilmesi sağlanacak ve bu durumların önüne geçilmesi için gerekli önlemler alınacaktır. Ayrıca, kişilerin psikolojik ve sosyal yönlerine olumsuz etki yapacak her türlü ses, görüntü ve video kayıtlarının genel ağ 4 ortamlarına yüklediği ve paylaştığı tespit edilenler hakkında ilgili mevzuatı çerçevesinde gerekli yasal işlemler başlatılacak ve sonucundan Bakanlığa bilgi verilecektir.’’ denilerek çocukların ses, görüntü ve video gibi kayıtlarının paylaşılmasının önüne geçme hedeflenmiştir.
Özetle; sosyal medyadaki paylaşımlarla hem kişisel bilgileri paylaşılan, nerede bulunduğu ve ne yaptığına dair anları fotoğraflanarak mahremiyeti ihlal edilen çocuk hem buna istemeden de olsa sebep olan aile hem de toplum birçok tehditle karşılaşabilmektedir. Bu hukuka ayrı eylemler sonucu çocuğun büyüyerek rahatsızlık duyacağı paylaşımlar, başta çocuğun istismarına sebep olabilmekte, kişilik haklarını zedeleyebilmekte ve yine çocuğun psikolojik gelişiminde olumsuzluklara sebep olmaktadır. Tüm bunlar ve sanal ortamda oluşan ‘paylaşım çılgınlığı’, ‘fenomenlik yarışı’, ‘popülarite algısı’ gibi faktörlerin beraberinde getirdiği tehdit ortamı göz önüne alındığında ebeveynlerin çocukların yararını üstün tutmasının gerekliliği kaçınılmazdır. Bu kapsamda ebeveynlerin bu tür paylaşımların çocuğun gelişimi açısından etkileri ve hukuki yönden sonuçları bakımından bilinçlendirilmesi zorunludur.